Saatçi Hüseyin Edibali ‘Bir Ömür, Bir Hayat” programının konuğu oldu – Sandıklı Postası Gün Fm

  • DOLAR
    7,3389
  • EURO
    8,6296
  • ALTIN
    476,63
  • BIST
    9,6129
Saatçi Hüseyin Edibali ‘Bir Ömür, Bir Hayat”  programının konuğu oldu

Saatçi Hüseyin Edibali ‘Bir Ömür, Bir Hayat” programının konuğu oldu

Sandıklı Gün Fm’de canlı olarak yayınlanan ve Hasan Coşar’ın hazırlayıp sunduğu ‘Bir Ömür, Bir Hayat’ programının bu haftaki canlı yayın konuğu saatçi Hüseyin Edibali oldu. Eski Sandıklı, tecrübelerini izleyici ve dinleyicileri ile paylaşan Saat Ustası Edibali, “Ben 1932 yılında Sandıklı’da dünyaya geldim. Mahallemiz Ece Mahallesi Çetinkaya sokakta dünyaya geldim. 6 kardeşiz. Bizim ilk mesleğimiz yağlı boya ve badana işlerinin yanı sıra kilim iplerinin boyamalarını yapardık. Eskiden kız çocuklarının çeyizlerine kilim dokuyarak koyarlardı. Bizde bu dokumalara ait iplerin boyamasını yapardık. 3 kız, 3 erkek 2 göz odalı evde büyüdük. At baralarının boyamalarını da yapardık. Sandıklı’da 1950 yıllarından sonra at arabaları çok kullanırdı. Bize Ummahan hocalar veya Edibaliler derler. Dedemler 3 kardeşlermiş. Dedemlerin babaları Hacı Mehmet Efendi diye anılır. Havai medresesinde okumuş. O dönemde müderris olduktan sonra talebe okutmaya başlamış. Medresede bulunan hocalara saat lazım. O dönemde saatler çok pahalı ve bulunmuyor. Gümüş kapaklı saatler olurdu eskiden şimdi bulunmuyor. Onların kapağını açtığın zaman onların üzerinde çalışan bir parça ve o çalışan parçanın üzerinde de elmas değerli taş vardır. Balans kırılıyor ve o taş düşüyor. Gayri müslim bir saatçi varmış bunu yapalım demiş. Açmış yeniden parça değiştirme yok o dönemlerde parça yok leğim yapmış leğim yerinden yine kırılmış. Dedem onun yaptığını görünce iğne ile kendisi yapmış. Aynen onun yaptığı gibi ispirto ocağında kaynatıyor ve leyim yapıyor ve saat tamirini öğreniyor. Bunun yanında Havai medresesinde de ders almaya devam ediyor. Ders aldığı hocası el yazması Kur’an-ı kerimler yazıyor. Dedem de el yazması Kur’an yazmayı öğreniyor. Cuma bir gün dedeme sen bana hizmet et ben seni Hacca götüreyim diyor. Dedem annesine gelerek “Anne hocam beni Hacca götürecek bu yıl” diyor. Annesi, “Oğlum paran falan yok nasıl gideceksin” diye soruyor. Dedem, benim iki el yazması Kur’an-ı Kerim’im var bunları satarım.. diyor.. O zaman yedek akçe derler kenarda biriktirilen bir para olur. Annesi benim 40 lira kadar param var, bunu al, Kur’anı da satarsan sana yeter diyor. Buradan çıkıyorlar, Nazilli tarafında falan, birisi Cami’de görüyor Kur’an-ı bana ver diyor 40 liraya orda veriyor. 1850 yılları bahsettiğim dönemler.. Dedem o dönemde saatçiliğe başlamış, babam da saatçi, bende saatçiyim 4’üncü nesil olarak saatçiliğe devam ediyoruz. 170 yıllık bir saatçiliği devam ettiriyoruz” dedi. O dönemlerde cep saatlerinin sadece temizliğinin yapıldığını aktaran Edibali, “1940 – 1950 yıllarında cep saatleri ve evde bulunan saatlerin temizliği ve tamiri yapılırdı. O dönemlerde parça bulunmazdı. Çocukluğumuzda saatlere çok merak vardı ancak saat bulunmazdı. İbrahim Aksu vardı, cep saatlerini o satardı. Ondan 3,5 – 4 liraya saat alırdık. Çocukluğumuzdan 18 yaşımıza kadar her türlü saatin kapağını açıp kapatıyoruz diye çok saat bozduk. Babamın Amcasının oğlu vardı. Onun saatçi dükkanı vardı çarşıda, eski hamamın yıkıldığı yerde. İlkokulu Çetinkaya’da okuduk, sonra ortaokul açıldı. İsmet İnönü Ortaokulu da vardı. 1943 – 1944 yıllarında ilkokulu bitirdik. Cumhuriyet döneminde ilk kuran kursu mezunlarıyız biz. Arkadaşlarımızın bir çoğu imam oldu. Benim zanaatım var, zanaatı olmayanlar girsin dedim. O yıllarda imam bulunmuyordu. 1954 -1954 yıllarında imam yetişmiyordu. Kur’an kurslarını bitiren birçok kişi imam oldu. 1953 yılında askere gittim. Bizden bir yaş büyük olanlar KORE’ye harbe gittiler. Askerde bizi 3. sınıf diye ayırdılar. Bize gelinceye kadar birçok kişi KORE’ye gitti. Eskiden asker yapacağımız yere tren ile giderdik. 24 ay askerlik yaptım. 1955 yılında terhis olduk” dedi.

“BU TÜR MESLEKLERDE ÇIRAK BULUNMUYOR”

Eskiden el emeği mesleklere yoğun talep olduğunu ancak günümüzde bu tür meslekler için artık çırak bulunmadığını ifade eden Edibali, “Eskiden belirli dernekler çıraklara para verirdi mesleği öğrensin diye. Sandıklı’da birçok saatçinin ustası benim. Yeni teknoloji ile saatler elektroniğe döndü. Eski saatler 30-35 yıl kullanılıyor. Şimdi ise saatleri, ‘kullan at’ şeklinde, artık kıymetli saatler pek kullanılmıyor. Çok nadirde olsa Bazı kıymetli saatler geliyor. Onların da genellikle motorunda sıkıntı oluyor ve bunların değişimini yapıyoruz. Kordonları eskiyen saatler ya da su kaçmış kıymetli saatler geliyor ince işçilik isteyen her türlü saatin tamirini yapıp teslim ediyoruz” dedi.

“YEĞENLERİME MESLEĞİ ÖĞRETMEYE ÇALIŞTIM”

Yeğenlerini yanına alarak mesleği öğretmeye çalıştığını aktaran Edibali, “Yeğenlerim de bu işi yapmadı. Hepsi başka işlere yöneldi. Hepsi okudu biri Elektrik Mühendisi oldu, Biri Kadastro mühendisi oldu. Eczacı Sait vardı çırağımız. Gece saat 11’e kadar çalışıyorduk. Oda eczaneler eskiden gece yarısına kadar açık olurdu. Kahveler kapanırdı. İsviçre’ye gitti geldi. Bana bir saat getirdi bunu hiç bir yerde tamir ettiremedim dedi. Bu saati tamir edelim dedi. Bende elimden gelen herşeyi yaparız dedim. Dışarıda tamir işlerine pek uğraşmıyorlar. Parçası varsa hazır yapıyor. Parçası yoksa düzeltmek istemiyor. Tamirini yapmak istemiyor. Saatlerde bazı parçalarda tamir istiyor. İnsan bir saat ile saatlerce uğraşır. Söktüğün parçaları itina ile yerine koyman gerekli, yeri gelir bir parçayı bulamazsınız. Saati tamir edip çalıştırmak büyük bir zanaat ister. En ufak bir dikkatsizlik çalışan saati de bozar. ” dedi.

“ELEKTRONİK SAATLERDE TAMİR YOK”

Elektronik saatlerin sadece pillerinin yapıldığını tamiririn yapılmadığını aktaran Edibali, “300 – 400 lira para veriyor elektronik saatlere, bunların genelde pilini değiştiriyoruz. Fakat arızalandığı zaman tamiri genellikle olmuyor. Elektronik saatin parçaları genellikle birbirine puntalı oluyor. Vida bulunmuyor. En iyi elektronik saati 2 – 3 yıl kullanıyorlar” dedi.

“KURMALI SAATLER PARA KAZANDIRIYORDU”

Eski değerli kurmalı saatlerin çok tamirinin yapıldığını anlatan Edibali, “Kurmalı saatleri her gün kurmak gereklidir. Bunun için kurma kolu sürekli döndürüldüğü için aşınma yapar, bazı parçaları bozulur. Kurmalı saatlerden çok para kazandık. İş çok çıkardı. 20 liraya elektronik saat alıyorlar, tamir için değişebilir bir parçası gerekiyor. onun fiyatı da 20 lira tamir ettirmektense yenisini almayı tercih ediyorlar. Eski kıymetli saatlerin değerini bilenler çok azdır. 3 bin liralık saati sokakta birine göstersen şimdi 300 lira vermez. Çünkü eski ve kıymetli olduğunu bilmiyorlar” dedi.

“İSTER PROFESÖR OL, İSTER OKU AMA ELİNDE BİR ZANAATIN MUTLAKA OLSUN”

Gençlere de tavsiyelerde bulunan usta Edibali, “İllaki memur da olsanız bir sanat öğrenin. Okudunuz profesör oldunuz, hoca olduğunuz ama sanatınız yok çok büyük boşluk var demektir. Bizim padişahlarımızın bile her birinin bir sanatı vardır” dedi.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • ÇOK OKUNAN
  • YENİ
  • YORUM